TIK TIK...

TIK TIK...

17.09.2010

Heyecanlı Bekleyiş..

Nasıl güzel bi görüntü değilmi..gün bitmemiş, akşam olmamış hali.
Fotoğraf inanılmaz, başı sonu belli olmayan kalabalık insan topluluğu.
İçimde inanılmaz bir coşku var çünkü aylardır üzerinde düşündüğüm, istediğim, hayatıma şevk katan olayın son dakikalarını yaşıyorum, akşam fotoğraf makinama kavuşuyorum...
Çırak seviyesindeyim ama çözücem bu işi, bakınca hayran kaldığım an ' ları yakalamayı kim istemez ki.. Bu isteğim heves değil, inanıyorum buna...zamanı yakalamak ve saklamak kim istemez, "O an" diye bi albüm bile yapabilirim belki.

Sevgiler

Not: Fotoğraf netten alıntıdır, kendisine teşekkür etmek isterdim, yeteneğinden dolayı fakat bulamadım.

11.09.2010

Ben Ölmedim...


YAŞIYORUZ

Ben ölmedim...
Beni öldüremediler de;
Yaşıyorum, yaşıyorum iste,
At kıçında sinek gibi,
Töööbe, töbe!
Kapandı yüzümüze dergi kapakları,
Bir varmış bir yokmuş olduk sağlığımızda.
Şiir... O yosmanın boyuna.
Gazete... Gelene gidene başyazı.
Ara ki bulasın sayfalarda
Şair Rıfat Ilgaz'ı.
Düştükse itibardan
Ölmedik ya, yaşıyoruz iste,
Yaşıyoruz dedik, Yaşıyoruz be,
Heeeey, fincancı katırları!

RIFAT ILGAZ

Birde kendi sesinden dinleseniz...inanılmaz bir keyif, diğer şiirleride çok güzel.

Bu arada herkese mutlu bayramlar :)

Bu güzel günde demek çok isterdim ama hem hava sıkıntılı hem yazan :( Soğuk, kasvetli bir hava var, tatili hiç böyle hayal etmemiştim, kolumu kaldırıpta bir şeyler yapmak gelmiyor içimden..Bir sürü gönlümün telini titreten türküler dinledim, o da kesmedi, Sonbahar filmini izledim. Sanki filmin içindeydim, son günlerini yaşayan hüzünlü adam da benim..İçim çok acıdı, o kadar yalnızdı ki, çaresiz, umutsuz...Ödül almaya değer bir filmdi..
Sevgiler

1.09.2010

Her Şey İyi Olacak :)

Everything's Gonna Be Alright...



* Bob Marley' inde dediği gibi, Herşey iyi olacak :)

* iki gün haftasonu tatili, dinlenicem bol bol uykuuu,

*vee haftaya bayram tatili oh oh :)

*"aşkın gözyaşları" adlı kitabı okumaya başlıycam,

*İŞTE BAYILDIĞIM FELSEFE :)

Gardfield Felsefesi :)
Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar, dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

M...adde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.

Herkese iyi hafta sonları..

30.08.2010

karanlık..





Rıfat Ilgaz' ın sözü ; "firavunlar piramitlerin içindeki tabletleri kırdılar. İkinci dünya savaşında hitlerin ordusu bütün kütüphaneleri paramparça ettiler. Ama dünya insanlık tarihinde hiçbir zaman düşünürler, yazarlar, aydınlar bir binaya toplanıp üzerlerine benzin dökülmedi...Bu bizim ayıbımız."


Bu cümleleri gazetede okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu, Bu yaşanılan olayları biliyordum ayrı ayrı ama,, bu şekilde bağdaştırıldığında, Sivasta yaşanılan olayın ne kadar da acı olduğu ortaya çıkıyor.

24.08.2010

iç huzuru yerinde...

Muhteşem üç kelime...çok şey anlatıyor,manalı, umutlu, iştahlı, huzurlu. En kısa zamanda kitabını alıp okumak istiyorum, filmi gösterime girmeden..Heyecanla sinemada Julia Roberts ve Javier Bardem in aşkınada tanıklık etmek istiyorum.."Ye Dua Et, Sev yaşamanın ve dünyayı tanımanın birden fazla yolu olduğunu gösteriyor" Bu filmin özetindeki cümlede herşeyi anlatıyor zaten :)

40 yıldır bir ablam var, dünyalar iyisidir. Nuran ablamın doğum günüsüydü (25 Ağustos) Bir kova dolusu dert, yorgunluk, aile sorumlulukları, iyice boğmuş onu, yaşgününü doya doya yaşıyamamış :( O çok uzaklarda, antalyada..Yakında olsa ona 40 yılın acısını çıkartıcak kallavi bir doğum günü kesin yapardım. Kardeşlerimden birinin yaş sınırının 40 a dayanması beni tedirgin etmeye başladı..zamanın nasılda bu kadar çabuk geçtiğini anlıyamadım. Daha az görüşmemiz beni hep tedirgin etmiştir. evet 5 kardeşiz ama 10 yıldır hepimiz bir araya gelemedik. Hep birimiz eksik oluyor. " Benim hala umudum var.." :))

Derkennn bugün de diğer şirine ablamın doğum günüsü olmazmı :)) o da 35..Hatice ablam, Polyanna diyoruz bi ona, bu aralar çok mutlu, umutlu..Allah bozmasın, üzerinde 3 ve 5 mumlarının olduğu bi pastayla kapısına dayandık.Şaşırdı, sevindi ve 35' i görünce yıkıldı :))

İyi ki doğurmuş bu iki ablamıda annem,, Nice mutlu yılları olsun..




15.08.2010

yaz..yazz...

Herkese güzel bir merhaba :)
Artık ayıp oluyo dimi bu kadar süre yazmamak..blog yazarlarının yapmaması gereken ve ayıp kaçan bi durum sanırım,,ama bennn :( uzun süre oldu evet..nehircce çok kızdı bana, üzerimde fırçasının çok emeği var..her gün mütemadiyen neden yazmadığımla ilgili çeşitli işgenceler yaptı :) Sanırım çok yoğun bir yaşam seçiyorum kendime, yapmak istediklerim, ailem, arkadaşlarım, bazen plansız yürütmek bi tarafı evet aksatıyo..Çok seviyorum yazmayı, ama olmadı işte..Bir sürü güzel yer gezdim kısa kısa.. hatta profesyonel olmasada resim çektim..her çektiğimde evet bu tam blog için oldu diye,,bi heves :)Sandallı foto çengelköydeki Çınaraltında çekildi tarafımdan..


Şile otoban üzerindeki nefisss gözlemecinin iç dekorasyonu, çok sıcak geldi gözüme,,birde kaşarlı patatesli gözlemesi, köpüklü ayranla bütünleşmiş,,ağzımda eridi..(Oruçtan önceydi tabi,afedersiniz :))

Yine dönüşe ait bir güneş batışının o güzel an'ı . Bu fotolar neden ters işliyo diye sorarsanız, bloğa yüklerken ki marifetimdendir :)

Evet..burasıda Göksu nehrinin Ağva deniziyle birleştiği yer..Kuytu köşeden yeşillerle bezenerek uzanan nehirin görüntüsü o kadar güzeldiki..

İşte Ağva... photo by resh :)Alkışlarınızı duyar gibiyim..Böyle geçti, umarım beğendiniz. Daha çok yazıcam, ama şu hiperaktif çocuklar gibi, sürekli gezme koşma dolaşma görüşme konuşma gülme aktivitelerime blogla daha fazla ilgilenmeyide eklersem..Tadımdan yenmiycek ;) öpüyorum hepinizi



4.06.2010

rüzgargülü

önümden çekilirsen İstanbul gözükecek
nerede olduğumu bileceğim
sisler utanacak eğilecek
ağzının ucundan öpeceğim
saçına kalbimi takacağım
avcunda bir şiir büyüyecek
nerede olduğumu bileceğim

bu çıplak geceler yok mu
bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak işten değil
delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor
kenya’da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim
malezya’da yük bekliyorum
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerde olduğumu bileceğim

gözlerini söndürme muhtacım
ben senin aydınlığına muhtacım
yepyeni bir ilkbahar harcayıp
bir yaz boğup bir sonbahar harcayıp
rüzgar gülümü arayacağım
oran’da pernabouc’da tombuktu’da
vinçler yine akşamları indirecekler
yine karanlığa bulaşacağım
gözlerin rüzgarda savrulacak

ikimiz iki sap buğday olsak
sen benim olsan ben senin olsam
bir gece vakti aklına gelsem
uykunu tutsam bırakmasam
seni kucaklasam kucaklasam
birbirimizin kalbini dinlesek
dünyanın kalbini dinlesek
büyük ateşler yaksalar
iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek

ATİLLA İLHAN